İzleyiciler

11 Ocak 2017 Çarşamba

Ben büyüdükçe bu dünya küçüldü.
Yürüdüğüm sokaklar, sevdigim adamlar ve kadinlar, ardimda biraktiklarim,
elde ettiklerim ve yitirdiklerim.
Dünya küçüldü evet ama içimdeki benliğimin dünyası kendini her defasında aştı
Ne mutlu bana.
.
Ben artık biliyorum , bu dünyadan sessizce göçüp gitmek istemediğimi...
Ben artık  biliyorum  tüketmek yerine  kendi ürettiklerimin beni dirilttiğini...
Ben artık  biliyorum bu dünyada anlamsız bir yaşam  formu olmak istemedigimi
Evet nefes almak, yasamak  kadar onemli olan sey üretmektir canım kardeşlerim...
Yıllardır bize unutturduklarıdır
Hatırlayalım...
Kim olduğumuzu
Hatırlayalım...
Nereye  gittiğimizi...
Bize gereken  bunlardır sadece.

29 Aralık 2016 Perşembe

çok mutluyum çünkü gökyüzüyüm.

Ruhuma Ninni
Benden  yavaş  yavaş uzaklaşarak bir hayalet olmanı izledim.
Sen hala ara ara bazı bazı  geliyorsun işte...
Canlı kanlı bir sen yok sadece bir hayaletsin.
 Yazdığım noktalama işaretsiz eksik cümlem gibisin.
Supradin

14 Aralık 2016 Çarşamba

bir

" Bir gecekondu yıkılıyor, bir apartman dikiliyor ve garip bir şekilde elli dairenin de ışıkları yanıyor, nasıl böyle olur aklım almıyor." demişti sevdiğim bir dostum. İşte tam da o zaman düşünmüştüm çoğal-mak hakkında. Güzel midir fazlalaşmak? Yani soruyorum güzel midir bir anda kalabalıklaşmak. Sanki sen giderken içimdeki gecekondu yıkılmış ve içine 50 farklı hane kurulmuş gibi... Bir anda dolmuşum ama fazlasıyla boşmuşum gibi. Çok zaman geçti, bilemiyorum ve ben hala bu kalabalık muhiti yakıp yıkıp kaçmak istiyorum...

5 Kasım 2016 Cumartesi

hayatım

..
Geçen hafta  neredeyse iki yıl  aradan sonra ben istanbul a gittim. Çok garipti eski anilarla  dolu dokuz gun  gecirdim. modasi, karakoyu, eminonu  artik benim olmayan  bir cok semti iste... Bilmiyorum iki yıl  boyunca hic gitmemiş olmak konusunda haklıymışım.

Herneyse yeni şeyler de keşfettim. Taksim'de yer alan Atatürk Kitapligi  ve  Galatasaray  Lisesi nin  aşagisindaki Cezayir Sokağı.  Hüznümün arasına mutluluk parçaları  serpiştirdim...Canım arkadaslarim  sayesinde...


9 Ekim 2016 Pazar

yollar ve ıskarta'nin vosvosu


çok değişmiş her şey.
doğal 
değişir...
yollar değişir...
insanlar değişir...
suretler değişir...
öyle gider dururuz biz yollarda...

Rüya görmüyorum artık, belki de hatırlamıyorum bilemiyorum. Sanki her günüm bir öncekinin tekrarı olmuş. Yeniden rüya görebilmek için neler vermezdim ki... Gerçekten hayalleri biten bir insanın rüyaları da tükenir mi? Aslında hayal etmek dünyanın en kolay şeyi. Ama gerçek olmayacağını düşündüğümde hayallerim bir köpük baloncuk gibi patlıyor işte. Sonra sen aklıma geliyorsun, beraber bindiğimiz o otobüs geçiyor önümden. Kurmadığım hayallerim, görmediğim rüyalarım, gerçekler, ölen çocuklar, yanan sokaklar, kaybolan her şey gözümün önünden geçip gidiyor... Ve sonra soruyorum kendime her şey böyle hızlı yok olurken var olduğunu sanmak aptallık değil mi?

böyle demişim günlerden birinde... ama  artık görüyorum. sevinmeli miyim asfalt kader...
sonra yalnızlığımı sorgulamışım kendimde
aynen şu şekilde...


Yalnızlık;bazen kendini keşfedişin olur...

Bazen kalbin ve tuhunun ortak korkusu...
Ama en kötüsü biriine alıştıktan sonra
Yapayalnız bırakılmaktır...
Cesaret ; sahibi olan için özgürlük...
Bir türlü ona ulaşamayan için korkulardır...
Yol;gittikçe sınırları yok eder...
Yerinde durdukça engelleri büyütür...


aslında tüm çözümlerin farkındaydım ben sadece çözesim yok galiba
bilemiyorum
çekip gitmek benim ilacım olacak mı buralardan
nerelere varacağım halen bilmiyorum.
çocukluğuma gerş dönmeyi istediğim çok zaman oldu
kimi zaman sadece çocukluğumu yazdım defterime

çocukluğum uzun bir tatil gibiydi ve bana bahşedilmişti. Ankara'ya her dönüşümde yolun ortasındaki aydınlatma lambalarına dikkatle bakardım. O an lambalar zihnimin içinde dans ederdi. Sanki onların da benim gibi ruhu vardı. Bir keresinde rüzgar güllerini görmüştüm. Neden döndüklerini anlamaya çalışırken ben aralarından birinin pes etmiş olduğunu görüp üzülmüştüm. Kendi amacını yerine getiremeyen bir nesnenin ya da yaşam formunun ne anlamı kalmıştı ki bu dünyada? Sanırım yaşama amacımızı ilk defa sorgulamaya başladığım zamanlardı. Şimdi düşünüyorum, bir somon balığını mesela hayatının tek amacı nehirlerden denizlere hızla yüzerek yumurta bırakmak mıdır? Onların arasında da var mıdır kendini sorgulayan. Yoksa gerçekten söyledikleri gibi onların hafızası yok mudur ? İnsanlara bakıyorum benim gibi binlercesi, onbinlercesi dizilmiş insanlara... O kadar boş geliyor ki. Kendi amacımızdan sapmışız. İnsanlar sanki bir elektrik süpürgesi gibi tüm pisliği içine çekiyor ama en acı vericisi kötülüğünü dağıtmaktan zevk alan insanlar...
Biri öldüğünde mutlu olan...
Biri üzüldüğünde mutlu olan...
Biri acı çektiğinde mutlu olan...
Hayatının tüm sevincini başka canlıların mutsuzluğunda olan insanlar...

Kendini üst /varlık sanan zavallı insanların telaşları beni rahatsız ediyor. Alışamıyorum. Onlar gitmiyorsa ben gitmek istiyorum.

böyle şeyler işte...